Sosyal Medya İçerik Takvimi Nasıl Kurulur
Salı sabahı, saat on bir. Bugün bir şey paylaşılması gerekiyor ama ne paylaşılacağı belli değil. Telefonun galerisi karıştırılıyor, geçen ay çekilmiş bir fotoğraf bulunuyor, üstüne iki cümle yazılıp gönderiliyor. Öğleden sonra o gönderiye kimse dönüp bakmıyor.
Bu döngü, içerik takvimi olmayan hesapların çoğunda haftada birkaç kez tekrar ediyor. Takvim, önümüzdeki dönemde hangi gün ne yayınlayacağınızı önceden yazdığınız basit bir tablo. İşe yaramasının nedeni şu: kararı yayın anından önceye taşıyor. Yayın anında verilen kararlar hep aynı yere gidiyor — en kolay içerik, en tanıdık kalıp, elinizde hazır duran görsel.
Takvimi olmayan hesaplarda görülen diğer işaretler de tanıdık: yoğun bir haftada üst üste üç gün boşluk kalıyor, aynı konu iki hafta arayla ikinci kez anlatılıyor, ay sonunda hangi içeriğin işe yaradığını karşılaştıracak düzenli bir veri birikmiyor.
Konu havuzu olmadan takvim tutmuyor
Takvime tarih yazmadan önce konu havuzu gerekiyor. Havuzu doldurmanın en hızlı yolu, satışta ve destek hattında tekrar eden soruları yazmak. Müşteriniz telefonda en çok neyi soruyor, teklif gönderdikten sonra hangi itiraz geliyor, siparişten sonra hangi konuda arıyor. Bunların her biri bir içerik.
İkinci kaynak, işin içinden görünen ama dışarıdan görünmeyen kısımlar. Bir ürünün nasıl paketlendiği, bir hizmetin hangi adımlardan geçtiği, bir işin neden düşünüldüğünden uzun sürdüğü. Bu tür içerikler beğeni almasa da güven kuruyor, çünkü anlatılması için gerçekten o işi yapıyor olmak gerekiyor.
Üçüncü kaynak aramalar. Arama motorunda sizin alanınızda ne sorulduğuna bakmak, sosyal medya konusu çıkarmak için de işe yarıyor. SEO tarafındaki anahtar kelime araştırması ile sosyal medya konu listesi çoğu zaman aynı kuyudan besleniyor; ikisini ayrı ayrı yapmak gereksiz iş.
Havuzu doldururken sayı hedefi koyun. Bir ay için otuz konu yazın, sonra eleyin. On beş konuyla başlayıp takvimi doldurmaya çalışmak, ayın ortasında tıkanmak demek.
Sıklığı yapabileceğiniz kadar seçin
Haftada beş gönderi planlayıp üçüncü haftada bırakmak, haftada iki gönderiyi altı ay sürdürmekten kötü. Sıklığa karar verirken şuna bakın: bu içeriği kim üretecek, o kişinin haftada kaç saati var, görsel ve metin onayı kaç günde geliyor.
Pratikte küçük bir ekip için haftada iki ile dört arası gönderi sürdürülebilir bir aralık. Bunun üstüne çıkmak istiyorsanız üretim biçimini değiştirmeniz gerekir: tek bir çekimde on görsel toplamak, bir video çekiminden beş kısa parça çıkarmak gibi. Sıklığı artırmadan önce üretimi toplulaştırın.
Platform sayısı da aynı hesaba giriyor. Dört platformda haftada üç gönderi, tek platformda haftada üç gönderiden dört kat iş değil ama iki katından fazla. Her platformun kendi biçimi var ve aynı görseli dört yere atmak genelde dördünde de kötü duruyor.
Takvimi nasıl kuruyoruz
- Sabit kolonlar. Haftanın belirli günlerine tekrar eden içerik türleri koyun: salı günü soru-cevap, perşembe günü iş örneği, cumartesi günü kısa video. Sabit kolon, her hafta sıfırdan düşünmeyi ortadan kaldırıyor.
- Ayın omurgası. Ayda bir veya iki tane daha ağır içerik belirleyin: uzun bir video, ayrıntılı bir anlatım, bir rehber. Bunlar üretimi zaman alan, ama aylarca kullanılabilen parçalar.
- Dönemsel işler. Sezon, kampanya, tatil, fuar gibi tarihi belli olan ne varsa önce takvime onları yerleştirin. Bunlar kaydırılamaz, gerisi etrafına dizilir.
- Boşluk payı. Ayın yüzde yirmisini boş bırakın. O boşluk, o ay gerçekten olan bir şey için lazım olacak. Tam dolu takvim, güncel hiçbir şeyi kaldıramıyor.
- Üretim tarihi ile yayın tarihi ayrı. Takvimde her içeriğin ne zaman yayınlanacağı değil, ne zaman hazır olması gerektiği de yazmalı. Çoğu takvim bu yüzden tutmuyor.
Onay ve üretim akışını yazın
Takvimin çökmesinin en sık nedeni içerik fikrinin bitmesi değil, onayın gecikmesi. Kim yazıyor, kim tasarlıyor, kim onaylıyor, onay kaç gün içinde geliyor: bu dördünü yazılı hale getirin. Onaycı tek kişi olsun. İki kişinin onayladığı içerik hiçbir zaman zamanında çıkmıyor.
Kendinize bir tampon koyun: içerik, yayınlanacağı günden üç iş günü önce bitmiş ve onaydan geçmiş olsun. O üç gün, hastalanan bir kişinin ya da açılmayan bir dosyanın bütün haftayı devirmesini engelliyor.
Ölçün, ama doğru şeyi ölçün
Ay sonunda bakılacak rakamlar: erişim, etkileşim oranı, kaydetme ve paylaşma sayısı, profil ziyareti, profilden siteye tıklama, gelen mesaj sayısı. Bunların içinde iş sonucuna en yakın olanlar kaydetme, paylaşma ve gelen mesaj. Beğeni sayısı en çok dalgalanan, en az şey anlatan rakam.
Tek bir gönderinin rakamına bakıp karar vermeyin. En az dört haftalık veri biriktirip içerik türlerini karşılaştırın: soru-cevap gönderileri mi daha çok mesaj getiriyor, iş örnekleri mi. Sonraki ayın takvimini bu karşılaştırmaya göre değiştirin, tek tek gönderilere göre değil.
Şunu da baştan söyleyelim: içerik takvimi tek başına satış getirmiyor. Getirdiği şey süreklilik ve karşılaştırılabilir veri. Neyin işe yaradığını ancak düzenli yayın yapan bir hesapta görebiliyorsunuz. Takvimi bunun için kuruyoruz; düzenli yayın ve üretimin planlı yürümesi sosyal medya yönetiminin da temel işi.